92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Çeşitli kumaşlardan yapılmış, kalçaya kadar inen ve paltoya benzeyen üst giysisi
Lisan : Fransızca caban
1. isim , isim , isim , isim , Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda
Lisan : Fransızca cabane
1. isim , isim , isim , isim , Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi
2. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi
3. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi
Telaffuz : kaba'ra
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabara çakılmış olan
1. Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler.
1. Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler.
karakabarcık
1. isim , isim , isim , isim , İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
1. Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu.
1. Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu.
2. Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
3. Kabartı
1. Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu.
1. Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu.
4. fizik , fizik , fizik , fizik , Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi
kabarcıklı düzeç
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabarcığı olan
1. Üstü ayran kabarcıklı tereyağını sıcak tandır ekmeğine sürer, yerdi.
1. Üstü ayran kabarcıklı tereyağını sıcak tandır ekmeğine sürer, yerdi.
1. isim , isim , teknik , teknik , isim , isim , teknik , teknik , Su terazisi
kabare tiyatrosu
1. isim , isim , isim , isim , Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri
2. Meyhane
Lisan : Fransızca cabaret
1. isim , isim , tiyatro , tiyatro , isim , isim , tiyatro , tiyatro , Genellikle güncel konuları iğneleyici, yerici, taşlayıcı biçimde ele alan skeçlerin oynandığı, monologların, şarkıların ve şiirlerin söylendiği küçük tiyatro
1. Toplumsal ve politik hiciv yapan her kabare tiyatrosu, bulunduğu ortamın zekâ ve yüreklilik kanıtıdır.
1. Toplumsal ve politik hiciv yapan her kabare tiyatrosu, bulunduğu ortamın zekâ ve yüreklilik kanıtıdır.
1. isim , isim , isim , isim , Kabare oynayan oyuncu
1. Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır.
1. Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır.
kabarık deniz
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabarmış olan
1. Kabarık göğsündeki parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi.
1. Kabarık göğsündeki parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi.
2. Çıkıntısı olan, tümsekli
1. isim , isim , coğrafya , coğrafya , isim , isim , coğrafya , coğrafya , Gelgit olayında, sular yükseldiğinde denizin durumu
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın kabarmak
Telaffuz : kabarı'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Kabarmak işi
1. Böyle birdenbire kabarmayı, sonra yine birdenbire sönüvermeyi anlıyorum.
1. Böyle birdenbire kabarmayı, sonra yine birdenbire sönüvermeyi anlıyorum.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Duygulanma
1. Bir de mektuplar okunurken ve selamlar söylenirken içinde tuhaf bir kabarma beliriyordu.
1. Bir de mektuplar okunurken ve selamlar söylenirken içinde tuhaf bir kabarma beliriyordu.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kendini üstün görme, büyüklük taslama
4. coğrafya , coğrafya , coğrafya , coğrafya , Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, met(I)
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
1. Ekmek iyi kabardı.
1. Ekmek iyi kabardı.
2. Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
1. Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur.
1. Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur.
3. Niceliği artmak, büyümek
1. Masraf kabardı.
1. Masraf kabardı.
4. Şişmek, genişlemek
1. İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi.
1. İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi.
5. Hayvanların tüyleri dikilmek
6. Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
1. Bu kumaş çabuk kabardı.
1. Bu kumaş çabuk kabardı.
7. Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
1. Masanın kaplaması kabardı.
1. Masanın kaplaması kabardı.
2. Dolabın boyası kabardı.
2. Dolabın boyası kabardı.
8. Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
9. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bulanmak
10. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
1. Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır.
1. Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır.
11. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , mecaz , mecaz , Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
12. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Böbürlenmek, gururlanmak
1. Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu.
1. Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu.
1. -i , -i , -i , -i , Kabartma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Kabartmayı becermek
1. isim , isim , isim , isim , Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer
1. Bunlar biraz eğildikleri zaman cübbelerin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür.
1. Bunlar biraz eğildikleri zaman cübbelerin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür.